Aile, dostluk ve yeniden kavuşma üzerine...
Bir varmış bir yokmuş. Pamuk Bulutlar ülkesinde Tonton adında bir ejderha varmış. Tonton kırmızı turuncu gövdesi, sivri dişleri, 19 yaşında olan ergen bir ejderhaymış. Tonton'un ailesi ise yanında değilmiş çünkü evlerini değiştirirken Tonton kaybolmuş ve o zamanlar yaşı 13 iken pek bir şey bilmiyormuş ve ailesini maalesef ki bulamamış. Ailesi de artık vazgeçmiş ve yollarına devam etmişler. Tonton ise tek başına yaşamaya alışmış. Tek başına başının çaresine bakıyormuş ve en önemlisi de hayattan asla vazgeçmemiş. Küçük şeylere bile çok mutlu olan tatlı bir ejderhaymış. Sonradan bir sürü arkadaşı olmuş ve arkadaşlarıyla araları çok iyiymiş. Sonradan Pamuk Bulutlar ülkesine yeni bir ejderha ailesi gelmiş. Ailenin çocukları yokmuş. Bir gün Tonton arkadaşlarıyla güzel bir parkta buluşacaklarmış. Tonton hazırlanmış, kıyafetlerini güzelce giymiş, en sevdiği açık mavi çantasını takmış ve yola koyulmuş. Parka varmış. Zaten park evinin yakınındaymış. Arkadaşlarını arıyormuş ve sonunda görmüş. Papatyaların yanında olan bankta oturuyorlarmış. Tonton yanlarına gitmiş, selam verip oturmuş ve sohbete başlamışlar. Sohbetin arasında Fikri:Bu Tonton'un dikkatini çekmiş.“Buraya yeni taşınan ejderha ailesini gördün mü?” diye sormuş.
“Hangi aile?”
“Bilmiyor musun, pazartesi günü yeni evlerine taşındılar. Bizim binamızın iki bina yanında oturuyorlar.”
“Pek bilmiyorum ama geçen çarşamba annem hayırlı olsuna gitmişti. Geldiğinde ise, ‘Anlamadım ama geçmişte çocukları varmış’ dedi annem.” Tonton oturduğu yerden kalkmış ve, “Anladım, bugünlük benden bu kadar. Bir dahaki buluşmada görüşmek üzere.” diyerek oradan ayrılmış. Tonton eve doğru yola koyulmuş. İçinde şöyle bir his varmış, sanki o aile onun ailesiymiş ve Tonton'u aramaya gelmişler. Tonton böyle hissediyormuş. Tonton bir anda durmuş, derin bir nefes almış ve aklından o fikri çıkarmış. Boşuna umutlanmak istemiyormuş. Yoluna devam etmiş. Eve girer girmez ayakkabısını çıkarmış, yerine koymuş. Ellerini yıkayıp kurulamış. Sonra televizyon izlemeye geçmiş ve beklenmedik bir şekilde kapı çalmış. Tonton çok şaşırmış. “Bu saatte kim gelmiş olabilir ki?” diye geçirmiş içinden. Neyse, kapıyı açmış. Bir de ne görsün! Yeni taşınan aile ellerinde kek, “Merhaba” demişler. “Merhaba,” demiş Tonton da şaşkın bir şekilde. “Yanlış gelmiş olmayasınız?” diye eklemiş ardından. “Hayır, biz doğru geldik ancak biraz konuşabilir miyiz?” Tonton bir an düşündükten sonra, “Tabii, buyurun,” demiş. İçeri geçmişler. Kadın ejderha söze girmiş:“Aaaa iyi, peki ya çocukları var mı? Biliyor musun?”
Tonton lafın nereye geleceğini merak ediyormuş. “Evet, yani...” demiş acele ederek. Şili devam etmiş:“Ben Şili, eşim ise Dragon.”
Tonton'un gözleri dolmuş:“Biz buraya altı yıl önce oğlumuzla ev bakmaya gelmiştik ancak oğlumuz kayboldu. Onu çok aradık ama bulamadık. Biz de pes edip gittik ancak buraya tekrar geldik. Belki bir ipucu buluruz diye umut ettik. Seni görünce, açık konuşmak gerekirse biz de merak edip araştırdık.”
Dragon araya girmiş:“Gerçekten mi?”
“Hatta şöyle diyeyim; ben araba kullanırken bombastik şarkılar dinlemeyi seven baban...”
Tonton gözyaşlarına hakim olamamış ve annesine ve babasına sarılmış. Sohbet edip özlemlerini gidermişler. Ayrı geçirdikleri zamanda neler yaptıklarından bahsetmişler. Bazen gülüp, bazen hüzünlenmişler. Sabahın nasıl olduğunu anlamamışlar bile. Ailesi Tonton'u da alıp evlerine gitmek istemiş ancak Tonton burada çok iyi dostları olduğunu ve burayı çok sevdiğini söyleyince, burada yeni güzel bir ev almaya karar vermişler.“Ben de bazen ateş püskürtmek isterken renkli baloncuklar çıkartan annen...”
Sonra da hayatlarının sonuna kadar mutlu bir şekilde Pamuk Bulutlar ülkesinde yaşamışlar.
