

Kahvaltı ederken bir anda kapım çaldı. Bu yan komşum Selvi Hanım'dı.
“Günaydın avcı bey.” dedi Selvi.
“Bu sabah Kırmızı Başlıklı Kız ormana, ninesine ilaç ve kurabiye götürmeye gitti. Ama şu sıralar ormanda bir kurt olduğunu duymuştum. Çok endişelendim. Benim için kızımı kontrol etmeye gider misiniz?”
“Tabii ki Selvi Hanım. Hemen hazırlıklarımı yapıp çıkıyorum.” dedim. Kadın teşekkür etti ve evine geri döndü. Üzerimi değiştirdim, silahımı aldım ve yola çıktım.
Kırmızı Başlıklı Kız’ın ninesinin evinin yerini biliyordum. Yol, dünyanın en güvenli yeriymiş gibi hissettiriyordu. Kuşların cıvıltısı, arıların vızıltısı, burnumu o güzel kokusuyla gıdıklayan güller... Ama yine de dikkatli olmalıydım. O kocaman ve her zaman aç olan kurt her an önüme çıkabilirdi.
Sessiz bir şekilde ilerlerken aniden bir ses duydum. Bu küçük bir kızın yardım çığlığıydı:
“Yardım ediiinn!!! Kurtarın beni!!”
Hızlıca sesin geldiği yöne gittim. Burası Kırmızı Başlıklı Kız’ın tek başına yaşayan yaşlı ninesinin eviydi. Kapıyı her ne kadar sessizce açmaya çalışsam da çıkardığı gıcırtılı sese engel olamamıştım. Buna rağmen kurt hâlâ yatakta koca bir karınla mışıl mışıl uyuyordu.
Peki ya Kırmızı Başlıklı Kız ve ninesi neredeydi? Yoksa kurt onları yemiş miydi?! Paniğe kapılmıştım.
Tek çare kurdun midesini açmaktı. Sessizce ve dikkatlice kurdun karnını açtım. Şu ana kadar yaptığım en mide bulandırıcı şey olabilirdi. Ve ilk önce Kırmızı Başlıklı Kız’ı, ardından da ninesini çıkarttım. Kurt çok şükür ki ikisini de çiğnemeden yutmuştu.
Ardından aklıma çok parlak bir fikir geldi. Hızlıca bahçeden büyük ve ağır taşlar topladım. Ve o taşları kurdun karnına koydum. Nine hâlâ şoktan çıkamamış olduğu hâlde dolaptan bana iğne iplik verdi. O iğne ve iplikle kurdun karnını güzelce diktim.
Ardından evin bahçesine çıktık ve koca bir kayanın arkasına saklandık. Kurt uyanana kadar orada bekledik. Biraz sonra kurt gözlerini ovuşturarak dışarıya çıktı.
“Ayyy!! Sanki 40 kişi yemiş gibiyim. Altı üstü bir çocuk ve bir yaşlı yuttum. Ne kadar da ağır karnım. Ama belki su içersem geçer.”
Kurt karnını tutarak bahçedeki kuyuya gitti ve su içmek için kuyunun içine doğru eğildi. Kayanın arkasından merakla onu izliyorduk.
“Olamaz! Dengemi kaybediyorum!”
Diyene kadar kurt kuyunun dibini boylamıştı. Kırmızı Başlıklı Kız ve ninesi boynuma sarılıp bana teşekkür ettiler.
Kendimi pelerinsiz bir kahraman gibi hissediyordum. Ama beni en çok mutlu eden şey Kırmızı Başlıklı Kız’ın ve ninesinin hayatta olmasıydı.



