
Cesaret...
Söylenişi bile içimizi umutla dolduruyor değil mi? Çünkü mesela kelime cesaret değil de kesaret olsaydı bana biraz olumsuz gelirdi. Belki de bu sözü artık benimsediğimiz içindir. Yani cesaret yerine başka bir kelime kullanan birisi cesaret kelimesini duyduğunda ona yabancı gelebilir. Konudan bayağı uzaklaştım değil mi? Açıkçası bu kelimeyle alakalı aklıma takılan başka şeyler de var.
Hadi beraber biraz üzerine konuşalım. Yani ben kendi kendime yorumlayayım. Bana göre bu sorunun cevabı hem evet hem de hayır. Bazı insanlar doğuştan cesaretlidir. Bu onun karakterinde vardır. Bu, dört altı yaş arasındayken daha iyi anlaşılır. Çocuklar büyürken cesaretlerini kıracak bir şey olmazsa böyle devam ederler. Fakat bazı insanlar da çocukken biraz korkak olup sonradan cesaret etmeyi öğrenebilirler. Bazıları da vardır ki küçük yaşta gördükleri şiddet ve zorbalık, onları cesaretten uzak ve korkak ruhlu bir insan yapar.
Yani cesaret konusu biraz göreceli bir konudur. İnsan her konuda cesaretli olamaz tabii ki. Cesaret ettiği şeyler olduğu gibi henüz cesaret edemediği şeyler de olabilir. Zamanla deneye deneye, hata yapa yapa cesaret kazanabilir.
Kısacası insan cesaretli de doğsa cesaretsiz de, büyüdüğünde eğer çaba gösterirse kendi sınırlarını aşabilir bence. Ha tabii cesaretle sınırsızlığı da birbirine karıştırmamalıyız bence. Cesaret her istediğini yapabilmek değildir. Bu konuda ünlü düşünür Musa Yavuz’un bir sözü vardır:



